Zulme ve zâlime asla rızâ göstermeyen Ebû Mansûr el-Mâturîdî zâlim yöneticiler hakkında şöyle söyler:
“Zâlim olduğu kesinlik derecesinde sabit olan zamanın sultânı, yani devlet başkanı, kim olursa olsun zulüm ile yönetimini devam ettiriyorsa, o zâlimdir!..”
Mâturîdî bunu söylerken, hiç şüphesiz, son Rasûl ve son Nebî Rasulullah Muhammed (s.a.a.s.)’ın şu hadisini delil olarak almıştır:
“Her kim, zâlim olduğunu bildiği hâlde, ona yardım etmek için zâlimle beraber yürürse (ona destek olursa), o kişi İslâm’dan çıkmıştır.”
Zâlim yöneticiye “âdil”, zulmüne de “adâlet” diyen kişi, İmam Ebû Mansûr el-Mâturîdî’ye göre “küfre girer”.
Peki ya o zâlimi seven, öven, yardımcı ve destek olan, kalbiyle, diliyle ve hâliyle ondan yana tavır alan, ona veya onlara zâlim deyip tenkit edenlere öfkelenen, kin tutan kişi ne olur?
Bu konuda, Hasan el-Basrî şöyle diyor:
“Her kim bir zâlimin bakî kalması için duâ ederse, onun, Allah’a âsî olmasını sevmiş demektir!”
Rasûlullah (s.a.a.s.) şöyle buyurur:
“Bir hükümde bir saat zulmetmek, Allah katında altmış senelik günahtan daha büyük ve daha şiddetlidir.”
Rabbimiz Allah (c.c.) ise Kur’ân’da şöyle buyurur:
“Zâlimlerin yanında olmayın, sonra ateş sizi de yakar. Allah’tan başka dostlarınız olmadığına göre bir yerden yardım da göremezsiniz.”
Allah bizleri, yezid zulmünün İmâm Hüseyin ve Ehl-i Beyt-i Rasûl’ün kanını Fırat nehrine oluk oluk akıttğı şu hüzünlü Muharrem günlerinde, zâlimlerle beraber olmaktan, onlara zulümlerinde yardım etmekten korusun, saklasın, beklesin.
Allah akıl, vicdan ve gönüllerimizi zâlimlerden yana kaydırmasın. Nefsimize, şeytana fırsat vermesin. “Ehl-i Beyt’imi sevenler, sırât-ı müstakîmde en önde olanlardır.” hadîsine göre tertemiz ve âdil ömür bir yaşamayı nasip eylesin.
Allah eyvallah Hüü 🪬
İlgili